Filistin Yönetiminden Şehit Protestosuna Müdahale

Çeşitli gazetecilerin ve hukukçuların yanı sıra şehidin babasının da müdahale sonucu yaralandığı ifade edilirken olayların ardından yönetim medyanın baskısına karşı koyamayarak konuyla ilgili soruşturma komitesi oluşturma kararı aldı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan gazeteci ve siyasetçiler oluşturulan komitenin siyasi bir kimliğe büründüğünü ve olayı aklamak için çeşitli yollara başvurduklarını ifade ediyorlar.

Filistinli Medyacılar Kulübü Müdürü İmad El-Efrenci, soruşturma komitesinin makul bir süre zarfında çalışmalarını tamamlamasından memnuniyet duyduklarını, ancak yayınlanan raporda çok sayıda meselenin üzerinin örtüldüğünü ifade etti.

İmad El-Efrenci raporda bu müdahalenin gerekçelerinden söz edildiğini, saldırgan müdahalenin meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve bunun kanuni bir çerçeveye oturtulduğunu söyledi.

Bizzat Ramallah Emniyet Müdürünün içerisinde bulunduğu bir polis grubunun müdahale esnasında gazetecilere saldırdığını ve kameralarının parçalandığını ifade eden Efrenci, raporda sorunun özüne değinilmediğini, böyle bir saldırıyla protestoculara yapılan hakaretten asla söz edilmediğini ifade etti.

Barışçıl gösteri olmasına rağmen “ruhsatsız silah bulundurma”  gibi iddiaların asla kabul edilebilir olmadığını ifade eden Efrenci, polisin işgalcilere ve işgalci İsrail’in saldırgan tutumuna karşı koymak amacından saparak tutarsız hareket ettiğine işaret etti.

Bu mahkemenin batıl olduğunu, tüm ulusal, devrimci ve ahlaki değerlerin karşısında yer aldığını ifade eden Efrenci, “Direnişin meşruiyetinden daha üstün bir meşruiyet yoktur!” diyerek doğru olanın direnmek olduğunu tüm uluslararası sözleşmelerin ortaya koyduğunu, bunun tartışmaya kapalı bir mesele olduğunu vurguladı.

Bu müdahalenin kınanmasının tek başına yeterli olmadığını, bu durumda saldırıların tekrar etmesinin muhtemel olduğunu belirten Efrenci, Emniyet Müdürlüğü adına konuşma yapan Adnan Ed-Damiri’nin dış güçlerin söylemleriyle uyumlu ifadeler kullandığını, raporda da bu kişinin gerginliğin daha da tırmanmasından etken olduğunun ifade edildiğini, bu yüzden hakkında gerekenin yapılmasını acilen talep ettiklerini belirtti.

Özellikle de direniş silahının meşruiyetinin olmadığının ifade edilmesinden rahatsızlık duyduğunu belirten Efrenci, şehidin babasına yapılan saldırının “ulusal izzetin sembolü” olduğunu ifade etti!

Filistin toplumunun beklediği adalet gereği, saldırganların sorguya çekilmesi ve mahkemeye sevk edilmesi gerektiğini vurgulayan Efrenci, gazetecilerin özgürlük sınırının genişletilmesi gerekirken özellikle Batı Şeria’da gazetecileri hedef alan tutuklama kampanyalarının hükümetin olumlu adımlar atıldığı yönündeki söylemlerin doğruluğuna olan inancı alıp götürdüğünü söyledi.

Benzeri açıklamalarda bulunan Prof. Abdüssettar Kasım da komitenin raporundan memnuniyet duyduğunu, ancak yönetimin raporun gereğini yerine getireceği hususunda ümitvar olmadığını, çünkü yönetimin bu hususta kararlı bir tavır ortaya koymadığını belirtti.

Kasım, eğer gereği yerine getirilirse içlerinden bazılarının da cezalandırılmasının gerekeceğini, yönetimin bunu göze alamayacağını söyledi ve artık yönetimin değişmesi gerektiğini, hem emniyetin sağlanması hem de idari anlamda yolsuzluk yapıldığını ifade etti.

İslami Cihad Hareketinin üst düzey isimlerinden olan ve yürüyüş esnasında saldırıya uğrayanlardan biri olan Şeyh Hıdır Adnan ise hazırlanan raporun yapılan saldırıyı meşrulaştırmak amacı taşıdığını, özellikle direnişin silahının suçlanmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Halkın barışçıl gösterilerinin susturulmaya, bastırılmaya çalışıldığını söyleyen Şeyh Adnan bu saldırının çeşitli bahaneler öne sürülerek işgalci güçlerin haksız uygulamalarını hedef alan barışçıl bir gösteriyi susturmayı hedeflediğini söyledi.

Şeyh Hıdır Adnan, rapor henüz yayınlanmadan önce raporu hazırlayan komitenin üyesi olan Dr. Ammar Devik’e hitaben yaptığı açıklamalarda bu türden komitelerin mevcut meselelerin üzerini örtmek ve halkın öfkesini susturmaktan başka bir amacının olmadığını söylemişti.