Berdevil: Mahmud Abbas Diktatörlüğü Filistin Uzlaşısına Engel

Salah El-Berdevil, Hamas’ın yeni bir hükümet kurmadığını fakat El-Hamdallah başkanlığındaki hükümetin  Gazze Şeridi’nde görevini yapmaması nedeniyle kurumların yönetimi için Filistin Parlamentosu’nun bir komite teşkil ettiğini bildirdi.

El-Berdevil verdiği röportajda, Abbas’ın Eş-Şati Kampı’nda imzalanan uzlaşı anlaşmasının maddelerinin uygulanmasına engel olduğunu belirtti.

El-Berdevil “Abbas Eş-Şati Mülteci Kampında imzalanan anlaşmayı uygulamayı durdurdu. Hâlbuki imzalanan anlaşmaya göre hükümetin derhal kurulması gerekiyordu. Ancak Abbas FKÖ’nün yeniden yapılandırılması için ortak liderliğin toplanmasını engellediği gibi, Gazze’deki memurları tanımadı, Gazze’nin elektrik sorunu için önerilen hiçbir çözümü kabul etmedi” dedi.

Salah el-Berdevil röportajının tam metni:

Müsaade ederseniz Hamas’ın Gazze’de idari bir heyet oluşturma niyetinden başlamak istiyorum. Nedir mesele? Heyetin şekli nasıl olacak? Neden şimdi? En önemli görevleri ne olacak?

Herkes şunu iyi biliyor. Eş-Şati anlaşmasından ve Mayıs 2014’te uzlaşı hükümeti kurulmasından sonra bu hükümetin kendisine tevdi edilen görev gereği Gazze’nin yeniden imarı, Gazze’deki memurların maaşları, elektrik krizi vb. sorunları çözmek gibi sorumlulukları üstlenmesi ve kapsamlı bir seçim için hazırlık yapması gerekirdi.

Anlaşma tek bir dosyaydı ve saydığımız bütün sorunların çözümünü bekliyorduk. Bunların Abbas’ın çıkaracağı kararnamelere ihtiyacı vardı. Ancak Abbas ne toplanmak, ne de meclisin açılmasını sağlamak için bir kararname çıkardı.

Sonuçta hükümetin meclisten güvenoyu almasını engelledi ve meclisin tamamıyla açılmasını durdurdu. Aynı şekilde FKÖ’nün yapılandırılması ve aktifleştirilmesi için atılan adımları da durdurdu. Bunun için liderlik çerçevesini toplantıya çağırmadı. Bütün bunların yanında uzlaşının sağlanması için bir çabası da olmadı. Aksine tutuklama ve Batı Yaka’da özgürlükleri kısıtlamalara hız verdi.

İlişkilerin düzenlenmesini engelleyen ve Filistin toplumunun dokusunu bozan diğer bir husus, Abbas’ın hükümetin Gazze’deki görevini ancak şantajla yapmasına izin vermesi, dayatılan kuşatmaya dolaylı yönden destek vermesi, elektrik sorununun çözülmesini zorlaştırması, bunun için önerilen çözüm yollarını kapatmasıdır.

Filistin’e Filistin içinden değil de Filistin dışından bakan, Amerika ve İsrail ile ilişkilerini göz önünde bulunduran ve artık büyük bir tehlike arz eden görüşmeleri onarma çabası içinde olan Abbas’ın kararlarıyla Gazze’deki durum daha da kötüleşti.

Gazze idaresiz, desteksiz ve örgütsüz bırakıldı. Milletvekilleri sadece telefonla arar oldular. Bakanlar da utana utana kuruluşlarını arıyorlar. Onların çoğu Gazze’deki merkezlerine uğramadı bile. Her zaman gerekçe olarak fırsat bulamadıklarını ifade ediyorlar. Hâlbuki kapılar onlar için açıktı. Kuşatma şiddetlenirken, Gazze’nin imarını üstlenen bazı devletlerin çabaları olmasaydı imar tamamıyla duracaktı.

Ramallah’taki hükümet her defasında Gazze’ye ulaşan iyiliklerin kendisinden, burada yaşanan kötülüklerin ise Hamas’tan kaynaklandığını iddia etmeye başladı. Hükümet Filistin Yönetimi adına konuşmaya başladı. Kendisinin uzlaşı hükümeti olduğunu unuttu. Tavrıyla başkanın hükümeti haline geldi. Bizzat kendisi uzlaşı hükümeti olmadığını belirterek, Gazze’deki memurların sorununun çözümüne katkı sunmayacağını ifade etti.

Hükümetin kendi görevlerini yapmayarak halkın Hamas’a başkaldırmasını sağlamaya çalıştığı bu zor şartlarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi için çözüm yolları arandı. Burada hükümetin işlerini idare edecek bir komisyon oluşturuldu. Ancak komisyonun bakanlıklar arasında koordinasyonu sağlaması için bazı değişikliklere gitmesi gerekiyordu.

Şu anda olup biten şudur:

Filistin parlamentosu tek meşru kurum olduğundan ve meşruluk verdiği Başkan ve hükümetin meşrulukları son bulduğundan, hatta başkanın başkan olarak verdiği yetki de son bulduğundan meclisin işlerin iyice karıştığını görmesi üzerine, ulusal ilişkileri düzenlemesi, anlaşmaları hayata geçirmesi veya hükümetin işlerini idare etmesi, hükümete ait kuruluşlar arasında ilişkileri koordine etmesi gerekiyordu.

Bu durum, hükümeti sorgulamak, hükümetle halk arasındaki açıkları kapatmak için müdahale etme ihtiyacını doğurdu. Parlamento durumun hukuk çerçevesi içerisinde yapılmasını istedi. Hukuki istişarelerin ardından, hükümete ait komisyonların çalışmalarını bakanlık olarak değil, komisyon olarak nasıl ifa edeceğini belirledi.

Dolayısıyla burada parlamentonun yaptığı çalışmaları hükümet için bir merci olmaktan öte ve yapacağı hatalar karşısında hükümeti sorgulamaktan başka bir şey olarak görmemek gerekir. Yaptığı bu çalışma ise gayet yerinde ve sorumluluk taşıyan bir husustur.

Bu komisyonlar uzlaşı hükümetinin alternatifi mi?

Hayır, bunlar idari bir heyet değil. Bunlar idari vasfa haiz hükümetin komisyonlarıdır. Komisyonlar bakanlık çalışmaları olmadan iş görmez. Bunlar koordinasyon işini yaparlar.

Komisyonların hükümet olmadığı konusunda herkese güvence veriyoruz. Görev ve sorumlulukları halkla ilişkileri düzenlemek, hükümete ait kuruluşları düzene sokmak, mal ve zamanı korumaktır. Bunlar hükümet değil, böyle bir iddiaları da yok.

Fetih hareketi ile Filistin Yönetimi’nin meseleyi basın yoluyla büyütmeleri Batı Yaka’daki sorumluluklarından kaçmak içindir.

Onlar Amerika ve İsrail’e avans vermek istiyorlar. O nedenle Gazze’yi kötü göstermeye, onunla ilişki kurmak istemediklerini belli etmeye çalışıyorlar. Bu tavır, Abbas’ın diktatörce bir tavırla yerel seçimleri iptal etmesiyle açıkça ortaya çıktı.

Peki, kurulan komisyonların çalışmaları hakkında Filistinli grupları bilgilendirdiniz mi?

Buna kuşkunuz olmasın. Gruplarla istişare ettiğimiz gibi, komisyonlarda yer almaya da davet ettik. Onlara, herkesin sorumluluk alması gerektiğini, vatanın Abbas gibi sorumsuz bir adamın heva ve hevesine terk edilemeyeceğini ifade ettik. Abbas Gazze’yi sevmiyor ve istemiyor. Gruplar bunu çok iyi biliyor.

Yine onlara, herkesin Gazze gerçekliğini bildiğini ve yaşadığını, dolayısıyla Gazze’yi idare etmeye ve yaşanan anarşiden kurtarmaya herkesin iştirak etmesi gerektiğini ifade ettik. Fakat ne hikmetse şu veya bu sebeple gruplar Gazze’nin idaresinde yer almaya yanaşmıyorlar. Onlar yaşanan çatışmada taraf olmak istemiyorlar. Hâlbuki burada tarafsız kalmanın veya bunu iddia etmenin bir anlamı yoktur.

Peki, Hamas’ın hazırladığı yeni belge hakkında ne diyorsunuz? Ne zaman resmi olarak ilan edilecek? İçeriğinde yeni bir şey var mı?

Bu, hareketin zaman zaman çıkardığı ve yayınladığı belgelerden biridir. Hamas, canlı ve dinamik bir harekettir. Düşmanla savaşı idarede ulusal sabiteler çerçevesinde devamlılık arz eden bir dil arar. Yoksa bazı çevrelerce yanlış anlaşılacak bir dil ile bilinir. O neden Hamas, esas aldığı siyasi, toplumsal, düşünsel ve kültürel konularda meseleyi açıklığa kavuşturdu. Ki bu şekilde kötü amaçlı veya cahil insanların saldırısına uğramasın.

Tercüme işleri bittikten sonra belge risale şeklinde basılıp, üst düzey hareket liderlerinin de katılacağı bir toplantıda ilan edilecektir.

Belgeye hareketin üst düzey bütün liderleri vakıftır. Hepsinin katkısı vardır. Gözden geçirilmesi için dil uzmanlarına takdim edildi. Aynı şekilde Hamas’ta kusur aramayı marifet bilen asalakların önünü kesmek için hukuk ve uluslararası hukukçulara de arz edildi. Açığı kalmasın diye önemli siyasi uzmanlara da arz edildi.

Bütün bu çalışmaların ardından belge, kelime oyunlarıyla oynamak isteyenlere fırsat vermemek ve mütercimlerin mizacına işi bırakmamak için şu anda birçok önemli dile tercüme edilmektedir. Çağdaş tarih ve yaşananlar bize kelimelerle nasıl oynandığı ve anlamların saptırıldığı konusunda çok şeyler öğretti. Tercüme yoluyla 242 nolu kararla nasıl oynandığına hepimiz şahit olduk. Dikkatli olmamız gereken bir konu bu.

Belgeyle ilgili yorumlar ve değerlendirmeler var. Bazıları Hamas’ın belgede Müslüman Kardeşler’den bağımsız hareket ettiği ve 1967 sınırlarını kabul ettiğiyle ilgili maddeler olduğunu ifade ediyor. Bunların doğruluk payı nedir?

Erken konuşmak istemiyoruz. Bugün belgenin maddeleriyle ilgili konuşma gücüne sahip olduğumuzu da iddia etmiyoruz. Belgedeki her bir harfin bir manası var. İnsanlara kendini açıklamasını ona bırakalım. Birkaç gün veya birkaç hafta içinde belge insanların elinde olacaktır. Bununla birlikte şunu söyleyebiliriz ki, belge ahlak, ortak düşünce ve değerler anlamında her türlü ilkeyi içermektedir. Hamas asil ve köklü bir harekettir. Belgesi de şüphe yaratmayacak ve bırakmayacak şekilde gayet açık ve net olacaktır.

Fetih ile ilişkileriniz düzleminde siyasi geleceği nasıl görüyorsunuz. Yakında bir görüşme olacak mı?

Fetih ile ilişkilerimiz, bu vatanda ortak olmamızdandır. İstesek de istemesek de bu vatanda yaşıyoruz ve ortağız. Bizim Fetih veya başka bir hareketle ilişkimizin olmadığını kimse söyleyemez. Ancak ilişkiler biraz siyasi inatlaşma şeklinde kendini gösteriyor. Fetih Gazze’de olduğu gibi, Hamas da Batı Yaka’da vardır. Ancak Fetih bir tür siyasi kirlilik yaşıyor.

Fetih, Amerika ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda Hamas’ı tasfiye etmek istiyor. Hamas ise ona elini uzatmak, vatandaki dağınık kesimleri birleştirmek istiyor. Bu sürecin geçici olduğunu düşünüyor ve kimsenin vatanı bölmeye güç yetirmeyeceğine inanıyor.

Fetih ve Hamas mensupları bu topraklarda ortak olmaya devam edeceklerdir. Fetih büyük bir liderlik krizi yaşıyor. Liderleri Hamas’ı veya başkalarını tanımadığı gibi kendi hareketleri içindeki bazı liderleri de görmeyecek ve tanımayacak kadar diktatörce davranıyor.

Etrafında kendini pohpohlayan ve hoşnut olacağı şeyleri fısıldayan insanlar var. Onun için kanun, değer, ilke bir anlam ifade etmiyor. Düşündüğü tek şey Amerika ve işgalciyi razı etmek. Bu hareket Batı Yaka ve Gazze’deki birimlerini birleştirmekten aciz kaldı. Onun kendi insanını nasıl bastırdığını hepimiz gördük.

Şu an itibariyle Mısırla ilişkileri nasıl görüyorsunuz? İlişkilerde yeni bir şey var mı?

Hamas’ın ta ilk günden beri Mısır’a sadece sevgi ve saygı beslediğini, onun içişlerine karışmadığını herkes biliyordu. Mısır’da bazı basın yayın organlarının Ramallah’taki yönetimle işbirliği içinde yaptıkları yayınların ise Hamas’ı kötülemekten başka bir şeyi amaçlamadığını da herkes gördü.

Diyaloga hazır olduğumuzu her zaman ifade ettiğimiz gibi, Hamas’ın Mısır’da yıkıcı balyoz görevi görmeyeceğini de söyledik. Ancak Mısır’da bunu kabul edecek kimse yoktu. Çünkü dalga çok büyük ve güçlüydü. Bunun sonucu olarak kuşatma ve kapının kapatılması politikası artarak devam etti.

Mısır tarafı son zamanlarda tavrında yumuşadı; Gazze ve kapıdaki durumu düzeltmeye yönelik adımlar attı. Bu adımlar Filistinlilerin gönüllerine biraz da olsa su serpti. Ticari bir bölge oluşturulması ve elektrik santrali kurulması konusunda da taahhütler aldık.

Son zamanlarda Mısır istihbaratıyla görüşmeler yapıldı. Mısır tarafına kendi içişlerine karışma gibi bir derdimizin olmadığını ilettik. Sınır bölgesini korumak için ciddi çabalar sarf ettiğimizi, kimsenin buralardan Mısır’a sıkıntı vermesine izin vermeyeceğimizi anlattık.

Kudüs intifadasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kudüs intifadası, Filistin halkının kendini ifade etme şeklidir. Bu halkın düşmanla yapılan koordinasyona karşı duyduğu öfkenin yansımasıdır. Aynı şekilde düşmanın Mescidi Aksa’yı bölme planlarına, buna karşı çıkan halka uyguladığı baskıya karşı ulusal bir karşı koymadır.

Siyonist heyetleri coşkuyla karşılayan Mahmud Abbas şehitlerin çocuklarına ve ailelerine değer vermiyor. İntifada bir kayboluyor, bir ortaya çıkıyor. Herkese sürpriz yapıyor. Herkesin artık bitti dediği anda tekrar alevlenip ortaya çıkıyor.